Sirtindaki yarim cuval misirla, bayir asagi degirmene giden Ayse, basi dönüp düsünce, cuval bir tarafa, kendisi bir tarafa savrulmus, biraz asagidaki findik ocagina kadar yuvarlanip bir süre baygin kalmisti.; Dogum sancilari icinde, zar zor yokusun basindaki evine kadar yürüyebilmis, cigliklarina yetisen komsusu Citlugu Aysenin yardimiyla, Ali dünyaya gelmisti o gün.; Aradan yillar gecmis, Frankfurt Üniversitesinin bahcesinde diploma töreni yapiliyordu.; Birkac arkadasi ile birlikte ekonomi doktoru olmustu Ali de.; Yeni doktorlar, yakinlari ile birlikte sevinc cigliklari atarken duygularini paylasacagi bir yakini yoktu yaninda.; Cosku icindeki insanlari seyrederken, sevincini gölgeleyen gurbet acisina bulanmis bir yalnizligin hüznü cökmüstü yüregine.; Kimseye görünmeden girdigi asansör kabininde hickiriklarla aglarken, bir büyük mücadeleden basariyla cikmanin onuru, gözyaslari ile yikaniyordu.; Sakinlesince aynadaki Doktor Ahmet Ali Karacayi seyretti bir süre.; Simdi artik Almanyada yasadigi on üc yilin ardindan, kendi ülkesinde profesör oluncaya kadar ve sonrasinda nelerle karsilasacagini bilmedigi, bilemedigi, kivancin, tasanin sarmas dolas olacagi bir hayat bekliyordu Ali Hocayi.